All-appAll-app
Ara
The Impossible Game

The Impossible Game

FlukeGames

3,8
15.00 Değerlendirme
500.00K
İndirmeler
₺2,23
Fiyat
Reklamlar

Ekran Görüntüleri

The Impossible Game 1
The Impossible Game 2

The Impossible Game Artıları ve Eksileri

Artıları

  • Basit kontrolleri sayesinde öğrenmesi yalnızca birkaç saniye sürer.
  • Kısa bölümler, boş zamanlarda hızlıca oynanabilir.
  • Başarılı denemeler güçlü bir ilerleme ve başarı hissi verir.
  • Ritim odaklı oynanış, müzikle hareket etmeyi sevenleri memnun eder.
  • Çevrimdışı oynanabilmesi internet bağlantısı olmayan anlarda avantaj sağlar.

Eksileri

  • Yüksek zorluk seviyesi sabırsız oyuncular için kısa sürede yorucu olabilir.
  • Hatalarda başa dönmek, özellikle uzun denemelerde moral bozabilir.
  • İçerik çeşitliliği benzer platform oyunlarına göre sınırlı kalabilir.
  • Tekrarlanan denemeler bir süre sonra monoton hissettirebilir.
  • Bazı cihazlarda reklamlar oyun akışını kesintiye uğratabilir.
Reklamlar

Analiz eden All-app

Bir oyunu kısa bir molada açıp birkaç dakika sonra hâlâ aynı bölümü geçmeye çalışırken bulduğum çok oldu; The Impossible Game tam olarak bu alışkanlığı tetikleyen, basit görünen ama sabır isteyen bir arcade oyunu. FlukeGames tarafından geliştirilen yapım, mağazada “muhtemelen dünyanın en zor oyunu” fikriyle öne çıkıyor. Benim deneyimimde bu ifade yalnızca gösterişli bir tanıtım cümlesi değil; oyunun eğlencesi, kolay öğrenilen hareketleri tekrar tekrar uygulayıp hatayı azaltmaktan geliyor.

Bu nedenle onu klasik anlamda uzun süre oynanan bir macera, hikâye oyunu ya da rahatlatıcı bir mobil eğlence olarak görmüyorum. Burada asıl karar ölçütü şu: Tekrar denemekten hoşlanıyor musun, yoksa telefon oyunundan daha yumuşak ve değişken bir tempo mu bekliyorsun? Eğer başarısızlık seni hemen oyundan koparıyorsa, bu arcade oyununda zorlanabilirsin. Fakat küçük ilerlemeleri önemseyen ve reflekslerini geliştirmeyi eğlenceli bulan biriysen, düşük öğrenme eşiğine rağmen uzun süre meşgul edebiliyor.

İlk günlerde çekici gelen şey

İlk denemelerde oyunun ne istediğini çabuk kavramak, hemen yeniden başlama isteği uyandırıyor. Bu, ilk hafta için güçlü bir avantaj: Uzun bir alışma süreci olmadan oyunu boş bir arada açabiliyor, birkaç denemede kendi sınırını görebiliyorsun. Fakat başlangıçtaki merakın kalıcı olması, yeni şeyler keşfetmekten çok aynı akışta daha iyi hale gelmekten hoşlanmana bağlı.

Karar verirken kendime sorduğum soru da bu oldu: Bir oyunu açtığımda her seferinde farklı bir sahne mi arıyorum, yoksa tanıdık bir zorluğu daha iyi aşmayı mı? İkinci beklenti sana uyuyorsa ilk günlerdeki sadelik ferahlatıcı gelebilir. Sürekli değişen görevler ve sürprizler arıyorsan, aynı sadelik kısa sürede sınırlı hissettirebilir.

Karar vermeden önce oyun yapısını anlamak

İlk bakışta kontrol mantığı oldukça sade. Oyuncudan karmaşık menüleri öğrenmesi, karakter yeteneklerini yönetmesi veya geniş bir haritada yön bulması beklenmiyor. Bu sadelik, oyuna başlamayı kolaylaştırıyor; fakat aynı zamanda hatayı açıklayacak çok fazla değişken bırakmıyor. Bir engelde takıldığımda sorunun çoğu zaman yanlış zamanlama, dikkatin dağılması ya da önceki denemeden kalan acelecilik olduğunu fark ediyorum.

Reklamlar

Bu ayrım önemli, çünkü bazı arcade oyunları puan toplama, rastgele içerik veya sürekli değişen hedeflerle tekrar oynanabilirlik sağlar. Burada ise tekrarların değeri, aynı akışı daha iyi okumaktan ve el-göz koordinasyonunu keskinleştirmekten geliyor. Yani oyunu seçerken “Her açışımda farklı bir şey görecek miyim?” sorusundan çok “Aynı meydan okumayı daha iyi yapmaya çalışmak bana keyif verir mi?” sorusunu sormak gerekiyor.

Benim için en iyi kullanım biçimi kısa ama odaklı oturumlar oldu. Birkaç denemeden sonra dikkatimin düştüğünü hissettiğimde oyunu kapatmak, öfkeyle devam etmekten daha verimli. Çünkü bu tarz yapımlarda yorgunken yapılan denemeler genellikle gelişim sağlamıyor; yalnızca aynı hatayı daha hızlı tekrarlatıyor. Oyunu küçük bir refleks antrenmanı gibi kullanmak, uzun bir oturumdan daha mantıklı.

Haber Masamızdan Daha Fazlası

Basit kontrolün arkasındaki zorluk

The Impossible Game’in güçlü yanı, oyuncuyu kontrol şemasıyla boğmaması. Fakat kontrol sayısının az olması oyunu kolaylaştırmıyor; tam tersine, başarısızlığın sorumluluğunu doğrudan oyuncuya bırakıyor. Birçok mobil oyunda ekipman, yükseltme veya karakter gücüyle zor bir noktayı aşmak mümkün olabilir. Burada böyle bir kaçış yolu aramak yerine kendi zamanlamanı düzeltmen gerekiyor.

Bu yapı, özellikle dokunmatik ekranda dikkat isteyen bir denge yaratıyor. Parmağın ekranda nereye yerleştiği, ekrana ne kadar kararlı dokunduğun ve deneme sırasında çevredeki dikkat dağıtıcı unsurların etkisi hissedilebiliyor. Bu yüzden telefonu tek elle gelişigüzel tutarak oynamak yerine, kısa bir oturum için daha sabit bir tutuş seçiyorum. En pratik yaklaşım, hızdan önce ritmi korumaya çalışmak.

Bir başka yararlı yöntem de her başarısızlığı yalnızca “kaybettim” diye değerlendirmemek. Ben, hangi bölümde ve hangi tür dikkatsizlikle hata yaptığımı zihnimde ayırdığımda sonraki denemeler daha anlamlı oluyor. Erken davranmak, geç kalmak ve ekrana bakışını kaybetmek aynı sorun değil. Bu küçük ayrım, mağaza açıklamasında görülmeyen ama oyundan verim almayı belirleyen bir alışkanlık.

Reklamlar

Günlük kullanımda nasıl bir deneyim sunuyor?

Örneğin otobüs beklerken birkaç dakikam varsa oyunu açıp tek bir hedefe odaklanabiliyorum: Önceki denemede takıldığım noktaya kadar daha sakin ulaşmak. Bu, uzun bir hikâyeyi hatırlamayı veya çevrim içi bir eşleşmeye hazırlanmayı gerektirmiyor. Telefonu kapattığımda da bir sonraki fırsatta kaldığım mücadeleye geri dönebiliyorum. Kısa aralar için bu doğrudanlık oldukça kullanışlı.

Ancak aynı özellik, uzun yolculuklarda herkes için avantaj olmayabilir. Bir saat boyunca yalnızca benzer bir zorluğu aşmaya çalışmak, değişken içerik seven oyunculara monoton gelebilir. Benzer şekilde, işten veya okuldan sonra zihnini boşaltmak isteyen biri için oyun rahatlatıcı olmaktan çok gerilimli olabilir. Başarısızlığın ardından tekrar denemek bana motive edici geliyor; fakat bu tepki kişiden kişiye ciddi biçimde değişir.

Çocuklar açısından yaş derecelendirmesinin PEGI 3 olması oyunun içerik bakımından geniş bir kitleye uygun olduğunu gösteriyor. Yine de küçük yaştaki bir oyuncunun zorlanma karşısındaki tepkisini ayrıca düşünmek gerekir. İçerik uygun olsa bile, tekrar tekrar başarısız olmak her çocuk için eğlenceli olmayabilir. Ebeveyn olarak oyunu birlikte denemek ve çocuğun bunu bir yarış değil, sabır oyunu olarak görüp görmediğini izlemek daha sağlıklı olur.

Bu oyunun öne çıktığı noktalar

The Impossible Game’in en belirgin başarısı, amacını gereksiz katmanlar eklemeden sunması. Ben oyunu açtığımda ne yapacağımı anlamak için uzun bir eğitim sürecine ihtiyaç duymuyorum. Bu, özellikle mobilde birkaç dakikalık boşlukları değerlendirmek isteyenler için önemli. Bir oyunun eğlenceli olması için her zaman geniş içerik paketlerine, karmaşık ilerleme sistemlerine veya sürekli ödüllere ihtiyaç olmadığını hatırlatıyor.

İkinci güçlü tarafı, gelişimin doğrudan hissedilmesi. İlk denemelerde ulaşamadığım bir noktaya daha sonra daha kontrollü gelmek, oyunun bana açıkça geri bildirim verdiği anlardan biri. Yeni bir karakter açmak ya da sayısal bir güç kazanmak yerine kendi performansım değişiyor. Bu nedenle refleks, dikkat ve tekrar üzerine kurulu arcade deneyimi arayanlara daha anlamlı geliyor.

Reklamlar

Oyunun ücretli olması da karar verirken farklı bir açı yaratıyor. Fiyatı ₺2,23 olduğundan, ücretsiz oyunlarda sık görülen sürekli teklif ekranları veya ilerlemeyi hızlandırma baskısı yerine doğrudan oyunun kendisine odaklanmak isteyenler için makul bir giriş noktası sunuyor. Burada mesele yalnızca düşük bir ödeme yapmak değil; ücretsiz alternatiflerde zamanını reklamlar, bekleme süreleri veya ek satın alma düşüncesiyle bölmek istemeyen kullanıcı için daha sade bir tercih yapabilmek.

Yine de düşük fiyat, oyunun herkese uygun olduğu anlamına gelmiyor. Bir oyunun değerini belirleyen şey, içerik miktarından çok o içerikle kurduğun ilişki. Aynı meydan okumayı defalarca denemek sana anlamsız geliyorsa, küçük ücret avantajını kısa sürede unutabilirsin. Ben bu yapımı, “çok şey sunuyor” diye değil, tek bir fikri net biçimde uyguladığı için değerli buluyorum.

İlerleme hissini artıran kişisel yöntemler

Oyunu daha verimli oynamak için kullandığım ilk yöntem, denemeleri rastgele uzatmamak. Birkaç başarısızlıktan sonra otomatikleşmiş hareketlerle devam etmek yerine kısa bir ara veriyorum. Bu, özellikle aynı noktada arka arkaya hata yapıldığında işe yarıyor. Ekrandan uzaklaşmak, oyunun kendisinden vazgeçmek değil; dikkati yeniden toplamak anlamına geliyor.

İkinci yöntem, hedefi küçültmek. Bir oturumda oyunu tamamen bitirmeye çalışmak yerine önce belirli bir bölgeye istikrarlı biçimde ulaşmayı amaçlıyorum. Böylece başarıyı yalnızca sonuca bağlamıyorum. Bu yaklaşım, sabırsız oyuncular için de daha uygulanabilir olabilir; çünkü her deneme sonunda ölçülebilir bir gelişme aramak, “ya hep ya hiç” düşüncesini azaltıyor.

Üçüncü olarak, sesli ortamda oynamanın dikkatimi dağıtabildiğini fark ettim. Etrafta konuşma, toplu taşıma gürültüsü veya bildirimler varsa zamanlamaya odaklanmak zorlaşıyor. Bu yüzden önemli bir deneme yapacaksam bildirimleri kapatıyor ve telefonu daha sabit tutuyorum. Bunlar oyunun gizli ayarları değil; fakat zorluğun önemli kısmı hassasiyetten geldiği için çevreyi düzenlemek gerçek bir fark yaratıyor.

Aylar geçince geri dönmek için ne kalıyor?

İlk heyecan azaldığında oyunun sunduğu değer, becerideki kişisel ilerlemeye ve tekrar deneme isteğine dayanıyor. Benim için bu, her gün açılması gereken bir uygulamadan çok, arada sırada geri dönülen bir meydan okuma. Birkaç gün ara vermek deneyimi bozmaz; hatta aynı noktada sinirlenmeye başladıysam ara vermek oyuna yeniden daha temiz bir dikkatle dönmemi sağlıyor.

Bu nedenle alışkanlık kurmak isteyenlere kendilerine küçük bir sınır koymalarını öneririm: kısa bir mola sırasında birkaç odaklı deneme yapmak, boş kalan her dakikayı oyuna ayırmaktan daha iyi. Böylece oyun günün geri kalanını bölmeden ulaşılabilir kalıyor. Düzenli yeni hedefler arayan biri içinse bu geri dönüş sebebi zayıf kalabilir; burada devamlılık, içerik takviminden değil, kişisel ustalık arzusundan geliyor.

Kimler için güçlü bir seçim?

Ben bu oyunu, kısa oturumlarda net bir hedef arayan arcade oyuncularına öneririm. Başarısız olduğunda “Bir kez daha deneyeyim” diyebilen, el becerisini geliştirmekten hoşlanan ve oyunun sana sürekli yeni içerik vermesini şart koşmayan kişiler burada aradığını bulabilir. Özellikle uzun açıklamalardan hoşlanmayan, açıp hemen oynamak isteyenler için giriş süreci rahat.

Arkadaşlarına meydan okumayı sevenler de oyunu kişisel bir rekabete dönüştürebilir. Bunun için oyunun mutlaka sosyal özelliklerle dolu olması gerekmiyor; kimin daha ileri gittiğini veya aynı noktayı kimin daha az denemede geçtiğini konuşmak bile yeterli olabilir. Fakat bu tür karşılaştırmaların eğlenceli kalması önemli. Başkasının ilerlemesini kendi başarısızlığınla ölçmek, oyunun sabır tarafını gereksiz bir baskıya çevirebilir.

Mobil oyunlarda sakin tempo arayanlar, hikâye takip etmek isteyenler veya karakter geliştirme sistemlerinden keyif alanlar içinse başka bir tür daha iyi olabilir. Bu oyundan rol yapma derinliği, keşif özgürlüğü ya da sürekli yenilenen görevler beklemek yanlış beklenti yaratır. Benim tavsiyem, indirmeden önce kendi oyun alışkanlığını dürüstçe düşünmen: Senin için eğlence yeni içerik görmek mi, yoksa aynı hareketi ustalaşana kadar düzeltmek mi?

Alternatif türlerle karşılaştırınca ne değişiyor?

Arcade kategorisindeki daha rahat oyunlar genellikle oyuncuyu uzun süre tutmak için renkli ödüller, koleksiyonlar veya kısa görev zincirleri kullanır. The Impossible Game ise dikkatini tek bir beceriye yönlendiriyor. Bu nedenle onu “daha iyi” veya “daha kötü” diye sıralamak yerine, farklı bir beklentiye cevap veren seçenek olarak görüyorum. Boş vakitte zihnini meşgul etmek istiyorsan güçlü; gevşemek ve düşünmeden oynamak istiyorsan daha yumuşak bir alternatif seçmek mantıklı.

Ritim temelli oyunlarla da ortak bir tarafı var: Zamanlama duygusu önem taşıyor. Fakat ritim oyunlarında müzik, hareketin doğal rehberi olabilir. Burada ise oyuncunun görsel akışı ve kendi dikkati daha fazla öne çıkıyor. Bu fark, müzikle oynamaktan hoşlanan biri için önemli olabilir. Ben ritim duygusunu destekleyen oyunlarda daha akıcı bir tempo hissederken, bu yapımda başarıyı daha çok kontrollü tekrar üzerinden değerlendiriyorum.

Platform oyunlarına alışkın kişiler için de tanıdık bir taraf bulunabilir; ancak geniş keşif alanları veya alternatif yollar arayanlar burada aradığını bulamayabilir. Klasik platform oyunlarında bazen gizli bir bölgeyi keşfetmek ya da farklı bir rota seçmek hatayı telafi eder. The Impossible Game’in cazibesi ise rotayı değiştirmekten değil, mevcut akışı daha doğru uygulamaktan geliyor.

Ücretsiz ve içerik açısından daha kalabalık mobil oyunlar ilk anda daha cömert görünebilir. Fakat onların sunduğu çeşitliliğin yanında reklamlar, bildirimler veya farklı sistemler de deneyimi bölebilir. Bu oyuna geçmenin bedeli yalnızca ₺2,23 değil; aynı zamanda çeşitlilikten vazgeçip odaklanmış bir mücadeleyi seçmek. Bu değiş tokuşu kabul ediyorsan geçiş anlamlı, etmiyorsan daha kapsamlı bir arcade oyunu sana daha uygun olabilir.

Geçiş yaparken bilinmesi gereken pratik noktalar

Başka bir mobil arcade oyunundan buna geçerken ilk şaşırtıcı nokta, ilerlemeyi hızlandıracak bir destek aramaman olabilir. Daha önce güçlendiricilerle, ek canlarla veya farklı karakterlerle zor bölümleri aşmaya alıştıysan burada aynı yaklaşımı sürdüremezsin. Bu, oyunu daha saf bir beceri denemesine dönüştürüyor; fakat sabır gerektiren kısmı da tam olarak burada.

İkinci nokta, oyunun telefon kullanım alışkanlığını değiştirmesi. Renkli ödüller veya sürekli yeni görevler sunan oyunlarda uygulamaya geri dönme nedeni çoğu zaman yeni bir içeriktir. Burada geri dönüş nedenin, daha önce yapamadığın kısmı daha iyi yapma isteği. Bu motivasyon sende varsa oyun zamanını daha kontrollü kullanabilirsin; yoksa birkaç başarısız denemeden sonra uygulamayı unutma ihtimalin yüksek.

Kurulum tarafında cihazın işletim sistemi de önemli. Oyun, Android için minimum 5.0 sürümünü gerektiriyor. Telefonun daha eski bir sistem kullanıyorsa önce uyumluluğu kontrol etmek gerekir. Uyumlu bir cihazda bile dokunmatik ekranın tepkisi ve telefonun eldeki tutuşu deneyimi etkileyebileceği için, ilk denemeyi kalabalık veya acele bir ortamda yapmak yerine daha sakin bir anda yapmak daha iyi bir fikir.

Mağazada görülen ortalama puan 3,8 ve toplamda 20 bine yakın değerlendirme bulunuyor; ayrıca oyun 500 binden fazla kuruluma ulaşmış. Ben bu tabloyu, oyunun belirli bir kitleyi yakaladığını ama herkesin aynı zorluk anlayışını paylaşmadığını gösteren dengeli bir işaret olarak okuyorum. Yani popülerliği var, fakat bu popülerlik onu otomatik olarak herkes için güvenli bir seçim yapmıyor.

Tekrarların yorucu hale geldiği anlar

Bu oyunda yorgunluğun kaynağı yalnızca zorluk değil; hatanın ardından aynı akışa yeniden dönme hissi de olabilir. Üst üste denemelerde ilerleme göremediğimde, “bir tane daha” demek kolayca keyif yerine inada dönüşüyor. Böyle anlarda oyunu bırakmak başarısızlık sayılmaz. Kısa bir ara verip daha sonra dönmek, özellikle dokunmatik hassasiyet ve dikkat gerektiren bir deneyimde daha sağlıklı.

Bir diğer sınır da çeşitlilik beklentisi. Farklı modlar, hikâye veya sürekli açılan içerikler arayan oyuncuya bu yapı zamanla dar gelebilir. Benzer biçimde, yalnızca sakinleşmek için oyun açan birine başarısızlığın tekrarlandığı bir meydan okuma iyi bir eşlikçi olmayabilir. Bu durumlarda daha değişken ya da daha az cezalandırıcı bir arcade oyunu seçmek daha doğru olur.

Son kararım: sabır oyunu arıyorsan indir

The Impossible Game, FlukeGames’in arcade anlayışını oldukça doğrudan ortaya koyan bir yapım. İlk çıkış tarihi 25 Kasım 2010 olan oyun, güncel sürümünde 1.5.5 numarasıyla sunuluyor. Yaşına rağmen temel fikri hâlâ anlaşılır: Oyuncuyu karmaşık sistemlerle değil, tekrar ve zamanlama arasındaki ilişkiyle meşgul etmek.

Benim net önerim, oyunu kısa molalarda oynanabilecek, beceri odaklı bir meydan okuma olarak değerlendirmek. Sabırsızsan, rahatlatıcı bir deneyim istiyorsan veya her oturumda yeni içerik görmeyi bekliyorsan geçebilirsin. Buna karşılık aynı noktayı birkaç kez denemek seni kızdırmak yerine meraklandırıyorsa, düşük fiyatı ve hızlı başlangıcıyla denemeye değer.

Karar verirken kendine tek bir soru sorman yeterli: Bir bölümde ilerleyemediğimde oyunu kapatır mıyım, yoksa hatanın nedenini bulup yeniden dener miyim? İkinci cevaba daha yakınsan, The Impossible Game telefonunda uzun açıklamalar istemeden açıp oynayabileceğin iyi bir arcade seçeneği olabilir. Ben onu herkese “en zor oyun” diye önermektense, tekrar ederek ustalaşma fikrini gerçekten sevenlere tavsiye ederim.

Sıkça Sorulan Sorular

The Impossible Game nedir ve nasıl oynanır?

The Impossible Game, tek bir tuşla kontrol edilen, refleks ve zamanlama becerisine dayalı zorlu bir platform oyunudur. Oyunda geometrik bir karakter otomatik olarak ilerler; sivri engellerin ve boşlukların üzerinden atlamak için ekrana dokunmanız gerekir. Kontroller basit görünse de bölümler hızlı ilerlediği için doğru anda zıplamak oldukça dikkat ister.


The Impossible Game gerçekten zor mu? Yeni başlayanlar oynayabilir mi?

Oyun adından da anlaşılacağı gibi oldukça zorludur ve özellikle ilk denemelerde sık sık başarısız olmanız normaldir. Bununla birlikte kontrollerin kolay öğrenilmesi, tekrar deneme sisteminin hızlı çalışması ve bölümlerin ezberlenebilir yapısı yeni oyuncuların zamanla ilerlemesini sağlar. Sabırlı değilseniz zorlayıcı olabilir; ancak refleks oyunlarını sevenler için tatmin edici bir deneyim sunar.


The Impossible Game çevrimdışı oynanabilir mi?

The Impossible Game’in temel oynanışı genellikle internet bağlantısı gerektirmez. Bu sayede seyahat ederken, bağlantının zayıf olduğu yerlerde veya mobil veri kullanmak istemediğiniz zamanlarda bölümleri oynayabilirsiniz. Ancak reklamlar, mağaza işlemleri, güncellemeler ya da platforma bağlı bazı özellikler için internet bağlantısı gerekebilir. İndirdikten sonra çevrimdışı çalışmasını cihazınızda test etmeniz önerilir.


The Impossible Game ücretsiz mi ve uygulama içi satın alma içeriyor mu?

Oyunun fiyatlandırması, kullandığınız işletim sistemine ve mağazadaki sürüme göre değişebilir. Bazı sürümler ücretli sunulurken bazıları reklam veya uygulama içi satın alma içerebilir. İndirmeden önce Google Play Store ya da App Store sayfasındaki güncel fiyatı, reklam bilgisini ve satın alma seçeneklerini kontrol etmelisiniz. Böylece beklenmedik ücretlerle karşılaşma riskini azaltabilirsiniz.


The Impossible Game çocuklar için uygun mu?

The Impossible Game’in şiddet veya karmaşık sosyal içerik açısından yoğun bir yapısı yoktur; temel odak noktası refleks, dikkat ve zamanlamadır. Bu nedenle içerik bakımından birçok yaş grubu için uygun olabilir. Ancak yüksek zorluk seviyesi, tekrarlanan başarısızlıklar ve hızlı oynanış küçük çocukları hayal kırıklığına uğratabilir. Ebeveynlerin yaş derecelendirmesini ve cihaz kullanım süresini kontrol etmesi faydalıdır.

Reklamlar

FlukeGames tarafından yayımlanan diğer içerikler

The Impossible Game için alternatifler

Üçüncü taraf mobil uygulamalar hakkında yalnızca referans amacıyla bağımsız bilgiler sunuyoruz. Bu site, adı geçen uygulamaların sahibi değildir ve bunları dağıtmaz. Tüm ticari markalar ilgili sahiplerinin mülkiyetinde kalır. Görüntülenen geliştirici iletişim bilgileri ve politikaları, resmî geliştiriciye aittir. Destek veya veri konularında mail@flukegames.com, http://www.flukegames.com ya da https://www.flukegames.com/app-privacy-policy.html üzerinden iletişime geçin.